Posted on

Yemeni nasıl yapılır?

Tabaklanarak ve kök boya ile istenilen renkte boyanan derilerden yapılan yemeninin tabanında camız ve manda köselesi kullanılarak astarda koyun derisi kullanılmaktadır. Taban kalıba uygun şablon (ıstampa) ile kesilir.

Sayanın dikiminde kenar kıyı ve biyeleri keçi derisi kıyılık dönme dikişi yapılır. Yemeninin, taban ile yüzün birleştirilmesi bizle açılan deliklerden ters dikiş ile yapılır. Bu işlemler sırasında kesinlikle yapıştırıcı kullanılmadığı gibi dikimde kullanılan pamuklu ipliğin sağlamlaştırılması balmumu ile yapılmaktadır.

Taban ile yüzün tersten birleştirilmesinden sonra, yemeninin ıslatma işlemi ile derinin yumuşatılması sağlanır.

Elde dikilerek çevrilen yemeni, su içerisinde bekletilerek yumuşatıldıktan sonra, ayağın şeklini alabilmesi için kalıba giydirilerek kurumaya bırakılır. Kalıpta son şeklini alan yemeni, derinin doğal rengi ya da toprak ve ağaç köklerinden elde edilen boyalarla boyanır. En çok kullanılan renkler siyah, kırmızı, yeşil, portakal ve sarıdır. İsteğe göre mor, pembe, mavi ve benzeri renklerde kullanılmaktadır. Saya da yapılan model değişiklikleri yemeninin farklı isimler almasına sağlamaktadır.
Tokalı Osmanlı yemenisi: Yemeninin yapım aşamaları ile aynı malzemelerin kullanıldığı tokalı Osmanlı yemenisinin farkı bağlamak için kullanılan tokasıdır. Modaya uygun farklı renklerde yapılan Tokalı Osmanlı yemenisi geçmişten bugüne yapım tekniği değişmeden günümüze kadar gelmiştir.

Saray Yemenisi

Yemeninin sayasının iki parça halinde farklı dikiş teknikleri kullanılarak birleştirildiği ayakkabı modelidir. Özkarcı, saray yemenisinin Osmanlı döneminde devlet adamlarının sarayda terlik olarak kullandıklarını söylemektedir. Yemeninin yapılış esasına dayalı olarak yapılan bu model, iki parça halinde yapılan sayanın farklı malzemeler, saraç dikişi süsleme teknikleri ile model değişimleri yapılmaktadır.

Kelik

Koncu incik kemikleri üzerine çıkan, önden deri bağcıkla kapanan, postalın kısa olanı da diyebileceğimiz ayakkabı türüdür. Tabanda manda derisi, saya kısmında dana derisi kullanılır. Ağız kenarında ve bağcık altında kalan (kepez) kısmın kenarlarında yüz ile farklı renk de koyun derisi ile kıyılık ile temizleme yapılır. Kahramanmaraş halk ağzında kullanılan “Kelik” Hayati Vasfi Taşyürek’in “Lügatçemiz” şiirinde yer almaktadır.
Yemeniye kelik, yoğurda katık,
Bulgur pilavına aş derler bizde.
Genç horoza celfin, pilice ferik,
Kümese yollarken kış derler bizde.
Kelik, Osmanlı döneminde çok giyilen postala göre daha sade ve yazlık olarak yapılmış bir ayakkabı türü olarak da kaynaklarda geçmektedir. Kelik, günümüz ayakkabı modasında en çok kullanılan kısa bot modellerinden olup, modernize edilerek farklı malzemeler de kullanılarak üretilmektedir.

Postal

Yüce, “Göçebe Türklerde Ayakkabı Kültürü” makalesinde Postal (Farsça>Postgal) tanımlar; konç denen üst kısmı keçi derisinden, topukları örtecek uzunlukta tabanı sığır dersi köseleden ökçesiz ve tabanın uç kısmı sivri, kayık burnu gibi yukarı kıvrık, çok kayan ve bu yüzden giyeni sık sık düşüren bir ayakkabı türüdür (Bu postal denen ayakkabı türünün, bugün askerlerin giydiği potin veya bot cinsinden olan ayakkabı türüyle karıştırmamak gerekir. Bunlar birbirinden farklı ayakkabıdır). Postalın koncunun ön kısmı açık olur, bu açıklığın arasında kulak veya dil denen bir meşin parça bulunurdu. Postal da tıpkı yemeni gibi elde dikilen, fakat sadece erkeklerin giydiği bir ayakkabı türüydü (Yüce 2003: 325).
Koçu (1996: 193), amele, işçi ve askerde nefer ayakları için yapılan kaba potinlere de “Postal” denilir, demektedir.
Genel olarak yapım tekniği ve aynı malzemelerin kullanıldığı postal, Kahramanmaraşlı köşkerlerimizin yaptığı “Nakışlı postal”, Osmanlı döneminde yapılan ürünlerin kalitesi ile köşkerlerin işlerine verdikleri önem ve zanaatkarlıklarının göstergesi olarak günümüze ulaşmıştır. Yapılan ürünlerin farklılık yaratan özellikleri Kahramanmaraş’ta el sanatlarına verilen değeri de ortaya koymaktadır. Günümüzde Kopar ailesinin yaptığı ürünlerde görülen farklı tasarımlar da, dededen toruna kadar uzanan bu zanaatın devamı görülmektedir.

Edik

Sağol (2003: 24), ediğin “çizme“ anlamında kullanılan ilk kelime olduğunu söylemektedir. “Ayakkabı Kelimelerindeki Anlam Değişmeleri” adlı makalesinde, kelimeyi Pakalın’ın tanımından vermektedir.” Sefere gidilirken “çedik” üzerine giyilen çizmenin öteki ismi idi, çekme de denilirdi demektedir.
Kahramanmaraş’ta daha çok kadınlar tarafından giyilen ediğin topuk kısmına nalça çakılarak erkek ediklerinden farklı yapılmıştır. Özkarcı, önceden düğünlerde gelinlerin edik giydiklerinden bahsederek, edik giymenin belli bir olgunluk, liyakat ve yetişkinlik gibi derin manaları da olduğu ve sosyal hayattaki öneminden bahsetmektedir (Özkarcı 2012: 8).
Kahramanmaraş’ta çok farklı şekillerde yapılan edikler günümüzde de farklı malzemeler kullanılarak yapılmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir