Posted on

Yemeni Tarihi

Kahramanmaraş’ta dericiliğin önemli bir kolu olarak yer alan “köşkerlik”, Türklerin 1085 yılında bu bölgeye yerleşimleri ile başlayan bir sürece dayanır. Orta Asya’da doğmuş, Anadolu Selçukluları Döneminde örgütlenerek gelişmiş, Dulkadiroğluları ve Osmanlı imparatorluğu Döneminde işlenmiş deri ve deri ürünlerinin kalitesiyle zirveye ulaşmış olduğu kaynaklarda geçmektedir. Kahramanmaraş’ta köşkerlik sanatı 1940’lı yıllara kadar en parlak dönemini yaşamış ve imal edilen ürünlerin geneli ihraç edilmiştir.

Günümüzde imalatı tek olan Kahramanmaraş çarıkları 1800’lü yıllarda köşker diye adlandırdığımız ayakkabı yapım ustalarından Salman Kopar, ondan sonrada oğlu Mehmet Kopar, 1944 yılında Mehmet oğlu Allaatin Kopar, 1975 yılında Allaatin oğlu Hüseyin Kopar, 1998 yılında Allaatin oğlu Mehmet Kopar ve 2000 yılında Hüseyin oğlu Fatih Kopar dedelerinden bu yana gelen sanatı yaşatmaya çalışmaktadırlar.
İnsan ihtiyaçlarının farklılaşması ile birlikte ayakkabının fabrikasyon üretimi “köşkerliğin” kaybolmaya aday meslekler arasında yer almasına sebep olmuştur. Kahramanmaraş’ta “Kopar ailesi” bu sanatı dedelerinden bu yana sürdürerek bugüne taşımışlardır. Günümüze uyarlayarak modernize ettikleri ürün modelleri dikkat çekici özellikte olup, turizme ve Maraş ekonomisine de katkı sağlamaktadır.

Çarık: Uygurlardan beri bilinmekte olan çarık kelimesi; eski Türkçe, orta Türkçe ve eski Anadolu Türkçesinde çaruk şeklinde idi. Osmanlı Türkçesinde hem çaruk hem de çarık şekli kullanılmıştır (Naskali 2003: 39). Sağol, “Ayakkabı Kelimelerinde Anlam Değişmeleri” adlı makalesinde çarık kelimesinin Arapça ve Farsça karşılıklarına ve lehçelerdeki durumuna göre çarığın karşılıklarını maddeleyerek izah etmiştir.

1. Çarık (kelimeye bir yerde “keçe çorabın üzerine giyilen karda kullanılan
deriden yapılma” olarak, diğer bir yerde ise “deri tabanlı ve üst kısmı
sicimli” olarak açıklama getirilmiştir.
2. Çizme
3. Kundura
4. Postal
5. Terlik

“Koçu (1996: 64), çarığı, Türk Giyim Kuşam Süslenme Sözlüğünde (H. Kazım, Büyük Türk Lugatı) köylümüzün en yaygın ve en makbul ayakkabısı; “aslı Farsça çaruğ ismidir” şeklinde tanımlamıştır. Çarık, Osmanlıdan cumhuriyetin ilk yıllarına kadar köylünün giydiği kullanımı en yaygın ayakkabıdır. Çarık, ayağın tabanının dan parmak üstlerine kadar, ayağın
etrafı ile topuğu kapatacak şekilde tek parça gönden, sırımla bağlanarak ayağa
giyilecek şekilde yapılır. Çarığın en makbulü, tuzla terbiye edilerek gölgede kurutulmuş deriden (gönden) tek parça olarak yapılanıdır. Başmak ve Yemeni: “Kısa kenarlı, kırmızı ve sair renkte (sarı yahut siyah) sahtiyandan yapılır. Kaba pabuç ki avam giyer” (Şemseddin Sami, Kaamusu Türki). Bir erkek ayakkabısıdır (Koçu 1996: 246). Şen (2003: 5), Ayakkabı ile ilgili kelimeler üzerine” adlı makalesinde Osmanlı Türkçesinde “başmak” genel olarak ayakkabı anlamına gelen bir kelime olduğundan bahsederek Yemeniyi; sahtiyandan yapılan, avam tabakasına mensup erkeklerin giydiği, üstü ayak parmakları ve incik kemiği görünecek kadar açık, ökçeli ve kaba bir ayakkabı olarak tanımlar.” Başmak ise üstü yemeniye göre daha kapalı, burnu küt ve yuvarlak, arka kısmı sert bir ayakkabıydı. Yine Osmanlılarda ayakkabı imal edip satan ve tamir eden kimselere de başmakçı denmekteydi. “Göçebe Türklerde ayakkabı kültürü” makalesinde Yüce (2003: 323-325),
Yemeninin en çok kadınların giydiği bir ayakkabı türü olduğundan bahsetmektedir. Bunun düz yemeni, tokalı yemeni veya güllü yemeni denen türleri olduğundan da bahsetmektedir. Aynı zamanda yemeninin ökçeli olması, yürürken ayağın kaymamasına yardımcı olacağı için pek çok kimse tarafından tercih edildiğini de anlatır. Yemenilerde renkli iplerden oluşan toka veya gül süs unsuru olup, tamamen isteğe göre sadece kadınların giydikleri yemenilerde olduğunu da söylemektedir.

Kahramanmaraş kervan yollarının geçiş güzergâhı, konar göçerlerin yaşadığı ve Osmanlının son döneminde Kafkasya göçmenlerinin yerleştirildiği bir bölge olmuştur. Bu nedenle farklı toplulukların yaşam biçimleri, kültürleri ve benzeri özellikleri Kahramanmaraş’ta yapılan yemenilerin ürün çeşitliliğinin çok olmasında önemli bir etken olmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir